Akrobasi çekimi, spor fotoğrafçılığının en dürüst sınavıdır: özne havadayken pazarlık yoktur. Cagman Catay ile yaptığımız bu seride iki mesele vardı — biri teknik, biri felsefi.
Havada dönen bir vücutta AF'nin kilitleneceği yüzey saniyede birkaç kez değişir. Bizim çözümümüz üç ayak üstüne kuruldu: sürekli AF'yi geniş alan yerine bölge moduna almak (kamera "en yakın şeye" değil "bizim seçtiğimiz sahne dilimine" baksın), sıçramanın tepe noktasını önceden kadrajlamak (akrobat en yavaş, en öngörülebilir anındadır) ve seri çekimi kısa patlamalar halinde kullanmak — makineli tüfek değil, nabız gibi. Yüz kareden bir kare değil; on kareden üç kare hedefledik.
İşin paradoksu şu: en iyi akrobasi karesi, akrobasiyi izlemeyi bırakınca gelir. Vizöre kilitlenen fotoğrafçı hareketi görür ama anı kaçırır — sıçrayışın öncesindeki nefes, sonrasındaki gülüş kadrajın dışında kalır. Bu seride araya bilinçli boşluklar koyduk: kamerayı indirip sadece izlediğimiz turlar. Sonraki kadrajlar hep o turlardan beslendi. Anı yaşamak verimsizlik değil; en pahalı lens düzeltmesinin yapamayacağı bir kalibrasyon.
En iyi hareket karesi, hareketi izlemeyi bırakınca gelir.
