Düğün arşivimizden, hiçbir vakaya kapak olmamış ama tek başına ayakta duran altı kare. Her biri için tek paragraf — çünkü bazı fotoğraflar uzun yazıyı kaldırmaz, kısa cümleyi hak eder.

Çift pozlama: iki siluetin içine bir köprü, bir göl, bir gökyüzü sığdırmak. Düğün fotoğrafının en eski numarası değil — en dürüst itirafı: iki insan birleşince manzara da onların içine taşınır.

Dalların çerçevelediği durgun göl. Gelinle damat karenin en küçük öğesi — ve tam da bu yüzden karenin sahibi. Ölçek küçüldükçe anlam büyür.
Tarlada, güneşe doğru. Bazı kareler yönetilmez; sadece yürümelerine izin verirsiniz. Işık arkadan vurduğunda gelinlik bir yelkene döner.

Asfalt bir sahne olabilir mi? Etek savrulduğu an, olur. Siyah beyaz burada süs değil zorunluluk — renk, bu hareketin sesini bastırırdı.

Günün son ışığı ağaçların arasından sızarken iki silüet. Pozlamayı gökyüzüne kilitledik; çift karanlıkta kalsın diye değil, ışığın hikayeyi anlatması için.

Ve kapanış: yolun ortasında bir sarılış. Nereden gelip nereye gittikleri kadrajın dışında — zaten önemli olan hiçbir zaman o değildi.