Bu yazıyı bir inceleme gibi değil, bir itiraf gibi okuyun: DJI Avata 2 elime geçtiğinden beri çantamda başka drone taşımıyorum. Perast sokaklarında, Budva gecelerinde, iç mekân çekimlerinde aylarca uçurdum — ve net söylüyorum: bu şey bir canavar.
Klasik FPV dünyasında bir denklem vardır: çeviklik istiyorsan güvenlikten, görüntü kalitesi istiyorsan boyuttan vazgeçersin. Avata 2 bu denklemi çöpe attı. Pervane korumalı gövdesiyle insanların arasından geçebiliyorum; 155° görüş açısıyla ve yeni sensörüyle çıkan görüntü, "mini drone" kavramının üç kademe üstünde. Ve en önemlisi: düştüğünde ölmüyor. FPV öğrenen herkesin ilk sorusu "kaç para batırırım?" — Avata 2'yle cevap, "muhtemelen hiç".
Dış mekân FPV görüntüsüne alışkınız; Avata 2'nin asıl farkı iç mekânda ortaya çıkıyor. Kapı aralıklarından süzülmek, bir restoranın mutfağından salonuna tek planda akmak, merdiven boşluğundan spiral inmek... Pervane korumaları sayesinde bir masanın on santim üstünden geçebiliyorum ve kimse kaşını kaldırmıyor. "Cinematic Dinner Experience" gibi işlerdeki o akan planların sırrı bu gövde.
Perast'ta deniz üstünde, Budva'da sokak aralarında uçurdum. Bu boyutta bir drone için rüzgâr stabilizasyonu şaşırtıcı derecede iyi; RockSteady ile çıkan görüntü, el değmemiş gibi. Gün batımında ışığa karşı çekimlerde sensör beklediğimden temiz çıktı — 10-bit D-Log M ile renk düzenlemesinde ciddi alan var.
Avata 2, FPV'nin giriş bileti değil — çoğu iş için varış noktası.
Kısacası: Perast videolarımdaki o "içinden geçiyormuş" hissinin tek sorumlusu bu küçük canavar. Sorularınız olursa iletişimden yazın — FPV muhabbetine her zaman varım.
Tarihinizi ve hayalinizdeki anlatımı yazın — 24 saat içinde dönüş yapayım.
İletişime Geç